![]()
![]()
Çok iyi bir lider, yönetici olmak ya da hayatta daha iyi bir performans göstermek için sadece IQ’nuzun yüksek olmasının gerektiğine inanıyorsanız , yanılıyorsunuz. IQ’nuzun orta seviyede olması bile size bir çok şeyi elde etmek için yeterli olacaktır. Ama bizlerin es geçtiği 2 farklı türü daha var zekanın. Birisi duygusal zeka diğeri ise etik zeka. İşte bütün bunlar birleştiği zaman ortaya harika şeyler çıkarabilirsiniz.
Şu meşhur IQ testleri aslında bizim olan biteni idrak edebilme skorumuzu gösterir, yani IQ’nun bence özet tanımı da bu; karşındaki durumu anlayabilme yetisi. Evet anlayabilmek önemli bir mevzu ama çoğumuzun IQ’su orta seviyelerde olmasına rağmen aramızda çok da başarılı ve zeki insanlar var, işte bu noktada etik ve duygusal zeka (EQ) devreye giriyor.
Duygusal zeka nedir peki? Bu konuda bilim adamları bize net bir cevap vermese de hemen hemen ortak kanıya vardıkları tanım şöyle; “bir kişinin duygularını, birbirinden ayırmak ve bu bilgiyi düşünce ve eylemlerine yön vermede kullanmak amacıyla kendi duygularını gözleme yeteneğidir. Yani IQ sayesinde anladığınızı yorumlamak için duygusal zeka devreye girer. Ama bu her zaman insana güzel şeyler yaptırmaz yani duygusal zekası çok yüksek olan bir iki isim hatırlatayım size, Hitler (Yahudilerin soykırımını yapan kişi) ve Pol Pot ( 1.5 milyon insanın öldüğü Kamboçya katliamı sorumlusu) . Bu insanlar duygusal zekanın madurları diyebiliriz. Duygusal zeka yüksek olduğunda bu kadar tehlikeli mi olur hep? Tabiî ki hayır ama çok faydalı olduğunu da söyleyemeyiz. Duygusal zeka doğduğumuzdan itibaren bizimle gelişen bir olgudur. IQ’yu belki taklit edebiliriz ama duygusal zeka tamamen bize özgüdür. Çünkü olaylara karşı bakış açımızdır bir nevi.
Peki IQ’yu yetersiz gördük, duygusal zekayı yetersiz ve hatta biraz tehlikeli gördük e ne kaldı geriye? Etik zeka işte belkide bizi hayatta en iyi yerlere getirecek ya da dibe vurmamıza neden olacak zeka çeşidi.
IQ ile olayları anladık, duygusal zeka ile yorumladık ve etik zeka ile neyin doğru neyin yanlış olacağına karar verdik uygulamaya geçtik. Yani son nokta! Hiç biri olmadan olmaz ama bağımsız da pek bir şeye yaramazlar. Etik zeka bizim; dürüstlük, sorumluluk, empati, motivasyon, kendimizi değerlendirmek, idarecilik gibi duygusal zeka ile ortaya çıkan duygularımızı en doğru şekilde yönlendirmeye yarar. Bu da sizi iyi bir yönetici, lider yapar ya da aldığınız her türlü karardan sonra mutlu ve huzurlu olmanıza neden olur, çünkü etik zekayı kullanarak aldığınız karar büyük ihtimalle doğru karar olacaktır.
Bugüne kadar iyi bir yerlere gelenler hep etik zeka mı sayesinde geldi peki? Tabiî ki hayır ne kadar büyük şirketlerin CEOlarını biliyoruz rüşvetten, zimmetine para geçirmekten ya da etik olmayan bir çok suçtan kariyerlerine veda etmek zorunda kaldıklarını. Yani etik zekayı kullanmadan kalıcı bir başarıdan bahsetmek mümkün değildir. Etik zekada duygusal zeka gibi doğduğumuz andan itibaren gelişmeye başlar, gelişmesinin durması için beynin prefrontal kısmının zarar görmesi gerek. Buda ancak şiddetli bir fiziki darbeyle olabilecek bir şey.
Peki biz etik zekamızı ne düzeyde kullanabiliyoruz? Şu soruları sorabiliriz kendimize ,
İlkelerim, inançlarım, değerlerim neler? Amaçlarım, hedeflerim bunlarla örtüşüyor mu? Düşünce ve duygularımı eyleme nasıl döküyorum? Önem verdiğim şeyle başarmaya çalıştıklarım aynı mı? (mesela ailenize mi önem veriyorsunuz o zaman bütün zamanınızı neden işte geçiriyorsunuz, önem sırasını iyi belirlemelisiniz) bir şeyi başarmak için değerlerinizden vazgeçer misiniz? ( örneğin; müdür olabilmek için yalancı ve yalaka olmak sizin değerlerinize uyar mı) bu sorular daha uzayıp gider, anlaşıldığı üzere asil ve büyük kalarak, saygı duyulan bir insan olarak merdivenleri tırmanmak istiyorsak etik zekayı hiç bir zaman es geçmeyeceğiz.
Kütahya Ekspres,Temmuz 2008